Yalın Düşünce

Yalın Kentli

Yalın Düşünce, EnstitüYaYa‘nın yola çıkışının temel fikir altyapısını oluşturur. Gözlemlerimiz ve deneyimlerimiz dolayısıyla odaklandığımız sorunlar ile bunların kökenine dair görüşlerimizi ve bu doğrultudaki amaçlarımızı tanımlayıp bizi çözüm önerilerine yönlendirir.

Odaklandığımız Sorunlar

Hemen şimdi, hem de tüm kaynaklarımızı seferber ederek üzerine çalışmamız gereken koca dertlere odaklıyız:

Yüzümüzü doğaya çevirince gördüğümüz iklim krizi ve çevresel kirlilik,

Dolayısıyla altında yatan sebepler olan fosil yakıtların kullanımı, sürdürülebilir olmayan madencilik, tarım ve diğer endüstriyel üretim faaliyetleri, bu faaliyetlerin yarattığı kimyasal kirlilik, ormansızlaşma, ihtiyaç fazlası tüketim, tek kullanımlık ürünler, yeniden kullanılabileceği halde çöpe dönüşen gıda ve diğer atıklar…

Yüzümüzü insana çevirince gördüğümüz, baskı, şiddet ve istismar,

Dolayısıyla evde, okulda, iş yerinde, ilişkilerde, toplumda herhangi bir birey ve topluluğa uygulanan baskı ve şiddet ile özellikle kadına ve çocuğa uygulanan istismar…

Bir yandan her biri üstümüze geliyor, yaşam alanımız daraldı, nefes almakta zorlanıyoruz. Diğer yandan elimizde çözüme yönelik yöntemler, bilim, teknoloji ve insan kaynağı varken bu kaynakları etkin şekilde kullanmıyoruz, kullanamıyoruz.

Görünür Çözümler

İklim krizine ve çevresel kirliliğe yol açan yukarıdaki etkenlere baktığımızda çözümleri görünüyor:

Yenilenebilir enerji sistemleri, tarım ve diğer ihtiyaç alanlarında sürdürülebilir üretim, işleme, saklama ve taşıma yöntemleri, ihtiyaç kadar tüketim, geri ve ileri dönüşüm, atıksız yaşam sistemleri, döngüsel ekonomi, doğa bileşenlerinin korunması, ağaçlandırma ve ormanlaştırma yöntemleri, hukuki yaptırımlar…

Şiddet ve istismar için de:

Ekonomik bağımsızlık, şiddete karşı ve barışçıl yaşama yönelik toplumsal bilinçlendirme, nesillerden aktarılan ya da güncel bireysel ve kollektif travmaların erken yaştan itibaren ayırt edilmesi ve rehabilite edilmesi, hukuki yaptırımlar…

Ve üzerlerinde çalıştıkça üretilebilecek yepyeni alternatifler…

Çözümleri Neden Etkin Şekilde Uygulayamıyoruz?

Peki ama neden gözümüzün önündeki çözümleri etkin şekilde uygulamıyoruz? Çok büyük krizlerde ve afetlerde bile neden sadece birkaç gün sürüyor isyanlarımız ve elimizi taşın altına koyma isteği? Bireysel ya da toplumsal dönüşüm neden zor? Yaşamımızı kimi zaman katlanılmaz kılan ve kılacak olan, bu dev dertlere, acılara rağmen aynı düzen içinde yaşamaya nasıl devam edebiliyoruz?

Yalın Düşünce’ye göre bu soruların yanıtı, daha başlangıçta saydığımız sorunların oluşmalarına sebep olan toplumsal karakter yapısında. Bu sömürü karakterininin özelliklerini, bu özelliklerin nasıl ve neden oluştuklarını incelediğimizde ise görüyoruz ki bu özelliklerin her biri doğal bir korunma mekanizmasının sonuçları olarak ortaya çıkmışlar.

Sömürüye Yol Açan Karakter Özellikleri

  • Yoksayma: Bu karakter yapısına sahip birey ya da toplum, sorunları yoksayarak sorunların gerçekliğinden kaçıyor. Herhangi bir tehlike anında verebileceği üç doğal tepkiden biri, diğer ikisi mücadele etmek ve donmak iken, kaçmak. Söz konusu tehlike mücadele ederek başa çıkamayacağı kadar büyük görünüyor ve imkanı var ki kendini kurtarmak için kaçmayı seçiyor. Üstelik bunu farklı çözüm seçenekleri mevcutken yani karşısındaki başa çıkılabilecek bir sorunken yapıyor; çünkü
    • Bu çözümleri bilmiyor, göremiyor.
    • Bunlardan daha vahim, öncelikli sorunları ve karşılanmayan ihtiyaçları var.
    • Sorunlarla başa çıkabilmesine yani mücadele etmeyi seçmesine engel olan travmatik deneyimleri var.
  • Sorumluluk Almama: Bu karakter yapısına sahip birey ya da toplum “ötekini” suçluyor, hatalarını kabul etmiyor; çünkü
    • Kendi eylemleriyle sorunlar arasındaki ilişkiyi göremeyecek kadar kopuk.
    • Seçimlerinin ve eylemlerinin etkilerini ve sonuçlarını bilmiyor.
    • Geçmişten gelen çözülememiş yoğun bir suçluluk duygusu yüzünden kendi yaptığı bir başka hatayı daha kaldıramayacağı bir psikolojik yük taşıyor.
  • Hakimiyet Kurma Çabası: Bu karakter yapısına sahip birey ya da toplum fırsatı ve gücü olduğunda doğaya ve insana istediğini yapmaya hakkı olduğuna inanıyor; çünkü
    • Bütünün sadece bir parçası olduğunu görmüyor, bilmiyor.
    • Karşılanmamış ihtiyaçlarını karşılayabilmek için bildiği tek yöntem bu.
    • Nesillerden beri doğadan veya insandan aldığı ezici darbeler yüzünden üstünlük gereksinimi içinde.
  • Benmerkezcilik: Bu karakter yapısına sahip birey ya da toplum sadece kendisini önemli ve öncelikli görüyor. Kısa vadeli keyfin, rahatın ve çıkarın peşinde. Kendisi dışındakileri nesneleştirerek değersizleştiriyor; çünkü
    • Önce kendi karşılanmayan ihtiyaçlarını karşılamak zorunda.
    • Kendisi dışındakilerin ihtiyaçlarının farkında değil.
    • Eylemlerinin ve seçimlerinin uzun vadede kendine de zarar verdiğini görmüyor.
    • Geçmiş yoksunlukların etkisi altında.

Kök Sorun

Her bir karakter özelliğinin oluşum sebeplerini tekrar gözden geçirdiğimizde karşılaştığımız ortaklıklar bize kök sorunu veriyor:

  • Eğitimsizlik
  • İnsandan ve doğadan kopukluk
  • Temel ihtiyaç yoksunluğu
  • Çözülmemiş travmalar

Sonuç olarak insanın doğaya ve insana uyguladığı sömürüyü bizim odaklandığımız iklim krizi ve çevresel kirlilik ile kadın ve çocuk istismarı başlıkları altında çözmek için elimizi taşın altına koyuyorsak görünürdeki sebeplere dair teknik ve yöntemleri geliştirip uygulamakla kalmayıp bu kök sorunlara karşı da canla başla mücadele etme gerekliliğini görüyoruz ki sömürü karakterini yok edebilecek kalıcı etkiye ulaşabilelim.

Odaklandığımız Sorunlardan Kök Sorunlara

Kök Sorun ve Amaçlarımız

Kök sorundan çözüme doğru yola çıkabilmek için kökleri biraz açıp amaçlarımızı ifade edelim.

Eğitimsizlik

Bireylerin ve toplumun odaklandığımız sorunlara ve temel yaşamsal konulara dair bilinç ve kültür düzeyinin düşüklüğü bizi ilgilendiren.

Toplumun her bireyinin temel ihtiyaçlarını karşılamaya dair;

  • Bilgiye ve eğitime erişebilmesi,
  • Bu bilgiye erişmek için çaba göstermesi gerekmeden doğal ve kültürel olarak bilginin içinde doğup büyümesi,
  • Sağlıklı bilgiyi ayırt edebilme becerisine sahip olması,
  • Elde ettiği bilgiyi uygulamaya geçirebileceği eğitimi alması

amacımız.

İnsanın İnsandan ve Doğadan Kopukluğu

İhtiyaçlarımızı para ile ve kimi zaman insan yüzü bile görmeden karşılamaya, kendimiz üret(e)memeye, zamanımızın ve enerjimizin büyük kısmını da para kazanmak için harcamaya başladığımızdan beri kendimizden, birbirimizden ve doğadan koptuk. Kolayca dışında kalabiliyor ya da dışarıda bırakabiliyoruz. Bir yanda ihtiyaçlarımızı bize sunanlara bağımlı hale gelirken diğer yanda öncesiyle ya da sonrasıyla, emek verenlerle ya da etkilenenlerle ilişkimiz kalmadı. Gerçeklerden koparken her çeşit medya aracılığıyla maruz kaldığımız sahtelikler algılarımızı doğrudan ve derinden etkiliyor. Bağımlılaşıyor, yabancılaşıyor, güvenmiyor, yalnızlaşıyor, tektipleşiyor, ötekileştiriyor, nesneleştiriyoruz.

Bu açıdan bakınca;

  • Doğayı, kendini ve insanı tanıyan,
  • İlişkide kalan, empati ile güvenli bağlar kurmuş,
  • Birlikte üreten, birlikte yaşayan,
  • Çeşitliliği koruyan,
  • Kendine yeten,
  • İşbirliği ve dayanışma ile hareket eden

bireylere ve toplumlara dönüşmek amacımız.

Temel İhtiyaçlarını Karşılayamaması

İnsanın temel ihtiyaçlarını yeterince karşılayamadığını, bu yoksunlukların bireyin davranışına, insana ve doğaya karşı farkında olarak ya da olmayarak uyguladığı ve aşırı tüketimden, şiddet eğilimine çeşitli şekillerde kendini gösteren sınır ihlalleri olarak yansıdığını görüyoruz.

Her bireyin;

  • Yaşamının başlangıcından itibaren sonuna kadar,
  • Fiziksel, zihinsel ve psikolojik ihtiyaçlarını,
  • Barışçıl, sürdürülebilir, sağlıklı ve güvenli şekilde karşılayabilmesi

amacımız.

Çözülmeyen Travmalar

İnsanın karşı karşıya kaldığı, mücadele edemeyeceği ya da kaçamayacağı kadar büyük bir sorun dolayısıyla hissettiği yoğun çaresizliğin ve ezilmişliğin yarattığı travmalar sağlıklı şekilde çözülemedikleri takdirde, bireysel bir travma ise o bireyin ve nesiller boyu ailesinin, toplumsal bir travma ise o toplumun davranışlarını doğrudan etkiliyor. Travmatik yaşantımızın bir yanı geçmişte doğanın gücü karşısında ezilen insanın doğaya hakim olma hırsının yol açtığı sömürü toplumunda, diğer bir yanı erken çocukluk evresinde çeşitli yoksunluklar yaşayan veya istismara uğrayan bir bireyin yetişkinliğine taşıdığı sömürücü karakter özelliklerinde kendini gösteriyor. Duygusal körelme, güvensizlik, bir sorun karşısında harekete geçememe, sorumluluk almama ve sınır ihlallerine yol açan davranışlar çözülememiş travmalarımızın sadece birkaç göstergesi.

Bireylerin ve toplumların;

  • Yaşayabilecekleri travmaların önlenmesi,
    • Travmatik olayları engelleyebilecek önleyici çalışmaların yapılması,
    • Travmatik olaylar sonrasında ihtiyaç duyulan psikolojik, ekonomik, hukuki ve sosyal desteklerin sağlanması,
  • Geçmişten gelen travmatik yaşantıların iyileşmesi

amacımız.

Yalın Düşüncenin Bizi Getirdiği Noktada

Odaklandığımız sorunların büyüklükleri ve kazandıkları aciliyet, bize bu amaçlara ulaşmak için her koldan bireyler, topluluklar ve yönetimler olarak, bütün kaynaklarımızda, organize şekilde mücadele etme gerekliliğini gösteriyor. Açık ki, yaşama dair her alanın birikiminden faydalanabileceğimiz disiplinlerarası toplu çalışmalara ihtiyaç duyuyoruz. Bununla birlikte, tek bir bireyin de içten çabası ve emeğiyle anlamlı etkiler yaratabileceğinin farkındayız.

İlkelerimiz, yöntemlerimiz ve görevlerimiz, ürettiğimiz en ufak etkiyi bile sürekli kılmak üzere çözüm önerimizin temellerini oluşturuyorlar. >> Çözüm Önerimiz

Sitemizdeki deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayarlarınızı değiştirmeden siteyi kullanmaya devam ettiğiniz sürece çerez kullanımını kabul etmiş olursunuz. Çerezler ve nasıl kapatılabilecekleri hakkında ayrıntılı bilgi almak için Çerez Politikamızı inceleyebilirsiniz. Kabul ediyorum. Daha fazla